Otizmde Erken Tanı

Otizm nedir?

Otizm spektrum bozukluğu (OSB), sosyal iletişim ve sosyal etkileşim ile ilgili zorluklar ve davranışlar, ilgi alanları ve faaliyetlerde kısıtlı ve tekrarlayan örüntülerle karakterize edilen bir nörogelişim bozukluğu anlamına gelir. Tanım olarak, belirtiler gelişimde erken ortaya çıkar ve günlük işlevselliği etkiler.

 “Spektrum” terimi, OSB semptomlarının ortaya çıkması ve ciddiyetinin yanı sıra OSB’si olan bireylerin işleyiş becerileri ve düzeyi bakımından da kullanılır. Otizm Spektrum Bozukluğu, “Yaygın Gelişimsel Bozukluk” terimi ile eşanlamlı olup, bireylerde görülen belirtilerin benzer olmasına rağmen bu belirtilerin bazen bazı bireylerde başlangıç yaşı farklılaşabilir ya da görülme yoğunluğu daha ağır olabilir anlamına gelmektedir. Sosyal ilişki, iletişim ve bilişsel gelişimde gecikme ya da sapma ile kendini gösteren ve genellikle yaşamın ilk yıllarında başlayan bir yetersizliktir.

Otizm spektrum bozukluğu; bebeklikten itibaren karşısındakinin gözüne bakmada, ortak dikkat ve işaret etme davranışlarındaki yetersizlik ve isteksizlikle kendini belli eden yaşamın ilk 3 yılında ya da daha öncesinde ortaya çıkan ve ciddi sosyal etkileşim ve iletişim bozukluğunun yanında sosyal davranış, dil, algısal fonksiyonlar, tekrarlayan davranışlar ve ilgilerle kendini gösteren, yaşam boyu süren, yaşla ve olgunlaşma ile belirtilerin görünümünde ve şiddetinde bireyden bireye farklılık gösterebilen, hafiften ağıra kadar değişen çeşitli özellikleri olan nöro-gelişimsel bir bozukluktur.

 

Erken Tanı:

Erken eğitim ve erken müdahale çocuğun potansiyellerinin en üst düzeyde açığa çıkarılması ve topluma uyum sağlaması için çok önemlidir. Ailenin çocuğun yetersizliğini kabul etme sürecini hızlandırarak doğru bilgilenmesini, haklarının farkına varmasını ve çocuğunun gelişimi için gerekli ve doğru kaynaklara ulaşabilmesini de sağlar. Bu nedenle çocuğun geleceği için erken tanı ve doğru yönlendirme çok önemlidir. Daha önce de belirtildiği gibi OSB için değerlendirme, psikiyatristler, nörologlar, psikologlar tarafından yapılmaktadır. Birey tanılandıktan ve tüm gelişimsel, eğitsel ve aile değerlendirmeleri de tamamlandıktan sonra yasalara göre 0-36 aydan itibaren erken eğitime başlanması gerekmektedir. Okul çağında ve OSB olan bireylerin gereksinimlerine cevap verecek ve potansiyellerini en üst seviyede ortaya çıkaracak, en az kısıtlayıcı eğitim ortamlarına yerleştirilmeleri gerekmektedir. OSB tanılı çocukların eğitim uygulamalarının yoğun ve sürekli olarak uygulanması ve bireysel özelliklere ve gereksinimlere uygun olması gerekmektedir. Ailenin katılımı sağlanarak, uzmanlarla işbirliği içinde uygulamalı davranış analizine dayalı yöntem ve tekniklere yer verilerek, özel bir program uygulanması gerekmektedir.

Erken eğitim 0-3 (0-36 ay) takvim yaşına sahip çocuklar için “erken çocukluk dönemi eğitimi”; 3-6 yaş (37-72 ay) takvim yaşına sahip çocuklar için ise “okul öncesi eğitim” olarak iki aşamaya ayrılmaktadır. Okul öncesi eğitim, çocuğun psikomotor, sosyal-duygusal, dil ve bilişsel gelişimini desteklemeli, öz bakım becerilerini kazandırmalı ve onu ilköğretime hazır duruma getirmelidir. Erken çocukluk yaşlarında hazırlanan ve uygulanan erken eğitim programları, çocuğun ileri yaşlarında ailesine büyük yük getirecek ekonomik ve sosyal kayıpları da en aza indirmektedir. Erken çocukluk dönemi olarak adlandırılan bu dönemde, çocuğun gelişimsel özellikleri desteklenmeli ve onun var olan performansı daha yukarıya çıkarılmalıdır. Bu da çocuğa sunulacak olan erken eğitim hizmetleri ile mümkündür. Erken çocukluk eğitiminde sunulan hizmetlerle, çocuğa zengin uyaranlar ve uygun çevre koşulları sağlanarak gelişimleri desteklenmektedir. Bu destekler, hem normal gelişim gösteren hem de engelli olan çocuklar için önemlidir

Bu nedenle ailelerin ve çocuklarının erken eğitim için yönlendirilmeleri gerekmektedir. Erken tanı ve müdahale süreçlerinin başlatılması aşamasına karar verecek ve adım atacak kişiler olarak ebeveynlerin bu konuda bilgi ve farkındalık geliştirmesinin büyük önemi bulunmaktadır. Erken çocukluk ve okul öncesi dönemde çocuklarla uzun sürelerle vakit geçiren, yakından gözlemleme imkanı bulunan okul öncesi eğitimcileri de, belirtilerin erken farkına varılması ve ailelerin yönlendirilmesi konusunda önemli bir imkana sahiptir. Bu açıdan okul öncesi eğitimcilerinin otizmi tanıması, erken tanı ve müdahalenin önemi hakkında yüksek farkındalığa sahip olması, aileleri doğru yönlendirebilecek, çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda okuldaki eğitim ortamını uygun şekilde düzenleyebilecek beceri ve yeterliliklere sahip olması büyük öneme sahiptir.

 

Kaynak: Otizm Spektrum Bozukluğu, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 2016